|
|
Daha
Fazla Optisyenlik Yüksek Okulları istemiyoruz...

Artık daha fazla OPTİSYEN okulları
açılmasını istemiyoruz.Biz Ülkemize OPTİMETRİ Eğitim Programlarının
gelmesini istiyoruz.
Yeni Okulların açılması,Akredite
ile yabancı optisyenlerin önünün açılması bilindiği üzere okuldan mezun olan
optisyen arkadaşlarımıza devlet tarafından da iş kaynakları sağlanamadığı
zaman Mesleki eğitimin de bir faydası olmayacaktır.
* Acilen
Optimetri Eğitim programlarının Üniversitelerimize gelmesi
* İlçe
Sağlık Gurup Başkanlıklarında Optisyenlik Kadrosu açılması gerekmektedir.
Sağlık
Bakanlığı'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan optisyenlerin Türkiye'de
çalışmasına olanak sağlamak üzere hazırladığı 11/05/2007 tarihli ve 26519
sayılı kararnamesi Resmî Gazete'de yayımlanarak ,yürürlüğe girmişti.
Yurtdışından alınan Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliğinin 8 inci
maddesinin değiştirilmesi ile ülkemizde yabancı optisyenlerin çalışmasına
olanak sağlayan yönetmelik bu ülkede yaşayan,bu ülkenin vatandaşı olan
binlerce optisyenlere karşı yapılmış bir hakarettir en hafif deyim ile
haksızlıktır.
Planlı bir şekilde
ZİNCİR MAĞAZACILIĞIN
ülkemizde yerleşmesine olanak sağlayan
MUVAZAA
ve daha sonra sağlanan AKREDİTE
ile yabancı optisyenlerin ülkemizde çalışmasına olanak sağlayan DENKLİK
YÖNETMELİĞİ’ndeki değişiklik; her yıl yüzlerce mezun veren meslek yüksek
okullarımızdaki öğrencilerimizin istikballerinin önüne çekilmiş bir duvar
olacaktır.
Hiç kimse bu yönetmeliğin çıkmasından mutlu olmamalıdır,bu bir
teslimiyettir,bu yapılan düzenleme ile yabancı zincir mağazacıların önündeki
son engelinde kalkmasını sağlayacaktır.
Yıllardır
GÖZ Doktoru sayısı artmamasına rağmen Yeni Optisyenlik yüksek okulları açmak
için gayret göstermek,bu da yetmezmiş gibi DENKLİK'le yabancı optisyenlere
kapı açılmasının sebebini birilerine sormak gerek ir.
Türkiye’de Göz Doktoru Dağılımı Aktif göz
doktoru dağılımı
Türkiye’de Toplam göz doktoru sayısı 3.500 kişidir.
Aktif göz doktoru sayısı 2.377 kişidir.
Özel hastanelerde ve serbest çalışanlar 830
Üniversite hastanelerinde çalışanlar 326
Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde çalışanlar 1221
Tablo da da görüldüğü
gibi Göz Doktoru sayısı Ülke nüfusumuza göre çok az ve yıllardır da
artmamaktadır.
Aramızda
barındırdığımız "EKONOMİK TETİKÇİLER" görevlerini yapmış (!) ve bu mesleğe
yapılacak en büyük kötülüğü, aldıkları talimatlar doğrultusunda yerine
getirmişlerdir.
Bu denklik ile ;Okullarımızdan mezun olan
optisyenlerimizin zaten kısıtlı olan iş alanları daha da daralacak,
yabancıların yanında emekçi olmaktan öteye gidemeyeceklerdir. Kendi
ülkemizde ,yabancıların emrinde çalışmak çok onur veren bir iş olmadığı her
onurlu insanın bileceği bir şeydir,sömürünün bu denli pervasızlaşmasına izin
vermek anlaşılır gibi değildir.Hangi teslimiyetçi anlayış buna izin
vermektedir ? Meslektaşlarımızın elinden ekmeği çalınmakta ve bu ülke ile
hiçbir bağı olmayan insanlara verilmektedir.Karşılığında ne gibi maddi ve
manevi çıkarlar sağlanmıştır ?
Türkiye / Almanya istatistiki
karşılaştırması
ALMANYA
TÜRKİYE
Nüfus
82.501.000 72.000.000
Göz Doktoru Sayısı 8.485
2.377
Optisyenlik Müessesesi 9.911
3.780
Çalışan Sayısı 45.500
12.000
Kişi başına düşen G.Dr. 9.723
30.290
Almanya’da
refraksiyon testinin %40’ı optometristler tarafından yapılmaktadır.
Türkiye genelinde optisyen / gözlükçü
sayısı
Sağlık Bakanlığı
ruhsatnameli 4.624 kişi
Son Kanunun kursiyerleri
1.345 kişi
Üniversite mezunu
Optisyenler 700 kişi
Toplam 6.169 kişi’dir.
Türkiye nüfusu 72 milyon
Toplam Optisyen/Gözlükçü
sayısı 6.169
Optisyenlik müessesesi
sayısı 3.780
Bu
soruların çengeli, ilelebet bu işi yapanların boynunda asılı
kalacaktır.
Artık daha fazla
OPTİSYEN okulları açılmasını istemiyoruz.Biz Ülkemize OPTİMETRİ Eğitim
Proğramlarının gelmesini istiyoruz.
Türkiye / Almanya
istatistik'i karşılaştırması
ALMANYA
TÜRKİYE
Gözlük kullanma oranı
(16
yaş üstü) %64
%20
Bu durum ülkemiz nüfusunun yaklaşık %40’nın
refraksiyon testinden bir kez bile geçmediğinin bir göstergesidir.Türkiye
genelinde Refraksiyon Testi Türkiye’de Koruyucu Görme Sağlığı Görme
kusurunun farkında dahi olmayan bireyleri çoğunlukta olan bir toplumun
çocuklarının eğitimde başarısızlığının ve trafik kazalarının yüksek
oranlarda gerçekleşmesinin sebepleri de bir anlamda ortaya çıkmaktadır.
*Ülkemizde sadece
tek hedefi evine ekmek götürmek olan gözlükçü esnafımızın bir çoğu yabancı
zincir mağazalar ile rekabet edemeyecek, kepenk kapatacaktır.
Bu gün ülkemizde Gözlük sektöründe faaliyet gösteren küçük işletmeler ciddi
mali sıkıntılar içerisinde, ayakta kalma savaşı vermektedir.Uluslararası
sermayeye şirin görünmek için yapılan bu yanlış uygulamaların bedelinin
ödendiği bir dönemden geçmekteyiz. İstihdam sorununun çözülmesi, insanımızın
yaşam standartlarının yükselmesi düşüncesiyle girilen bu yolda beklentilerin
karşılandığını ya da yakın bir gelecekte karşılanacağını düşünmek sanırım
"ham" hayalcilik olacaktır. Tam üyelik için mücadele verdiğimiz AB üyesi
ülkelerde küçük işletmeler yasalarla korunur, devlet ve yerel yönetimler
tarafından desteklenirken, ülkemizde uluslararası sermaye tarafından yok
edilmesine seyirci kalınmasını anlamakta güçlük çekmekteyiz.
*Toptancılarımız diye nitelediğimiz Cam ve çerçeve tedarikçilerimiz yabancı
zincir mağazaların kendi mağazalarına gerekli ürünleri kendilerinin ithal
etmesi sebebiyle,zaten rekabet edemeyen esnafımıza piyasalarının daralması
ile ürün satışları hissedilecek ölçüde düşecektir.
Bu yabancı zincirlerin satış hacmi nedeniyle onlarla çalışmak isteyen
sanayicimiz,bir süre sonra hem düşük fiyatlarla ve uzun vadelerde ürün
verecekler,raf kirası, katalog katılım payı, promosyon katılım payı, indirim
katılım payı gibi çok fazla kalemde para ödemek zorunda kalacaklardır.
Perakende pazarını birkaç yabancı yatırımcının eline bırakılması, yerli
sanayimizi de bunların insafına bırakılması demektir. Zaten dar bir pazar
olan optik pazarımızı yabancılara peşkeş çekmekle, sanayimizi de terk etmek
zorunda kalacağımız aşikardır. Bu yüzden bu sorun sadece Gözlükçünün ve
Gözlükçü derneklerinin sorunu değildir.Ticaret Odasının, Sanayi Odasının
hatta ülke yöneticilerinin de sorunudur.
Osmanlı Devleti`nin son döneminde içine düşürüldüğü tuzağa Türkiye yeniden
düşmemelidir. Üniversite kapısında binlerce gencin beklediği düşünülürse,
gerekli kaynaklar ayrılarak, süratle kendi optisyenini yetiştirmeli ve bu
gençlere iş imkanları sağlanmalıdır.Konu sadece bir sağlık meselesi değil,
bir iç güvenlik meselesi gibi algılanmalıdır. İhtiyaç sahibi meslektaşlar
pusuda bekleyen kurtlara yem yapılmamalıdır.Sonradan pişmanlık çok daha
pahalıya mal olabilir.
O yüzden
yabancılar için o da "bizim üyemiz "diyerek kenara kaçmak mümkün değildir.
Derneklerimizin, tıpkı ailenin babası gibi bu konu için kapris yapmayı bir
an önce bırakarak meslektaşları örgütleyerek,Ülkemize giren ve girmekte olan
zincir mağazalara karşı neler yapmamız gerektiği konusunda acilen çalışmaya
başlamaları gerekmektedir.Mesleğimizin bugün için görüşülmesi gereken
birinci konusu budur.Aksi takdirde yarın çok geç olacaktır.
"DEMOKRATİK TEPKİLERİ"
ilk göstermesi ve örgütlemesi gerekenler, dürüst ve art niyetsiz çalışan
derneklerimiz olmalıdır. Bir süre sonra ne bu konuyu konuşabilecek ne bir
yerli gözlükçü ,ne de yerli üyesi olan bir dernek kalacaktır...
Bazı Tedarikçi firmalarımızın daha düne kadar tek hedefi ,ülkemize gelecek
Yabancı Zincir mağazacılara yüksek paralar karşılığında devretmek üzere
hiçbir fizibilite çalışması yapmadan zarar etmelerine rağmen açmış
oldukları mağazalarının sayılarını artırırken,ağızlarından aktığı suları
hepimiz çok iyi biliyoruz.Ancak sanmasınlar ki bu yabancı firmaları
yönetenler çok saftır.Yıllarca emek verdikleri mesleklerinin kurtlar
sofrasına meze olduğunu er geç anlayacaklardır. Bir kaç firmayı yüksek
paralar ile devir almalarının altındaki gerçek bu gibi firmaların desteğini
arkalarına almaktır.Ve göreceksiniz ki bu günden sonra sizin zincir
mağazalarınıza da ihtiyaçları olmayacaktır.Ancak mağazanız çok iyi konumda
ise belki yüksek bir ücretle satın almak isteyebilirler.Yoksa göreceksiniz
ki kendi zincir mağazalarını kendileri kuracaklardır.
Aklımızı başımıza almalıyız!!!
Küçük, büyük esnaf için de bu gün görünen tablo yürekler acısıdır. Şayet bu
gidişe dur diyemezsek gelecek hiç birimiz için çok parlak olmayacaktır.
Değerli Perakendeci,Tedarikçi Meslektaşlarım Onlar çoğaldıkça hem bizler,
hem sizler küçüleceksiniz.
Bu gün gelinen noktada bireysel olarak, ülke iktidarını da yanına alan
uluslararası sermayeye karşı yapabileceklerimiz yok denecek kadar azdır. Bu
nedenle, hızla Mesleki örgüt çatısı altında güç birliği yapmalıyız.
Yönetmeliğin çıkmasından övgüyle söz edenler!!!Kendilerine gelmeli ,neye
hizmet ettiklerini bir kez daha değerlendirmelidir.
Değerli Dernek
Yöneticilerimiz,Tedarikçilerimiz,Üreticilerimiz,Sanayicilerimiz
5193 sayılı optisyenlik hakkındaki kanunun çıkmasından bu yana yaklaşık beş
yıl geçti.Bu güne kadar Muvazaaya karşı ne yaptınız demiyorum,Çünkü bu
zincir mağazacılığın temeli buradan başlıyor.Gelin bundan sonra hiç olmazsa
bir şeyler yapın,yapın ki,sizlerin döneminde oluşan bu zincirlerden dolayı
meslektaşlarımızın kafasında ve gönüllerinde aklanın,mesleğimize yaptığınız
iyiliklerle hatırlanın. Tarafımıza ulaşan yüzlerce e-postalar gösteriyor ki
"Gözlükçüler,Zincir
Mağazalara yem olmak istemiyor" .
Bunun için gerekli yasal düzenlemenin bir an önce yapılmasını sağlayacak
tedbirlerin alınması için sizlerin bir araya gelerek bir şeyler yapmanızı
bekliyorlar.
Toplam nüfusumuz, genç nüfusumuz, mevcut tıp fakültesi sayısı, tıp
fakültelerindeki öğrenci sayısı, öğrenci başına düşen öğretim üyesi, mevcut
hekim sayısını gösteren rakamları bir çok ülke ile kıyasladığımızda tıp
fakültelerinin kontenjan artırımının ne kadar elzem olduğu ortaya
çıkacaktır.
İtalya, Fransa, Almanya, ve Arjantin’le Türkiye deki doktor sayısını
kıyasladığımızda ülkemizdeki doktor sayısının ne kadar düşük olduğu
görülecektir. 39 milyon nüfusu olan Arjantin’in doktor sayısı 72 milyon olan
ülkemizden fazladır. 13 Milyon nüfusu fazla olan Alman yanın hekim sayısı
Türkiye’nin 2.7 katıdır. Türkiye’ den Alman yanın 175 bin fazla hekimi
vardır.
İtalya, Fransa, Almanya ve Arjantin’deki doktor sayısı ile, Türkiye deki
doktor sayısını kıyasladığımızda ülkemizdeki doktor sayısının ne kadar düşük
olduğu görülecektir.39 milyon nüfusu olan Arjantin’in doktor sayısı 72
milyon olan ülkemizden fazladır.13 milyon nüfusu fazla olan Almanya’nın
hekim sayısı Türkiye’nin 2.7 katıdır. Almanya nın Türkiye’ den 175 bin fazla
hekimi var.
Tıp fakültelerini öğretim üyesi açısında değerlendirdiğimizde Almanya da
öğretim üyesi başına 22,5, İspanyada 14,4 öğrenci düşerken, Türkiye’ de 3,6
öğrenci düşmektedir. Öğretim üyesi açısında bir çok ülkeye göre daha iyi
durumdayız.
Nüfusu öğrenci sayısı açısından değerlendirdiğimizde, Almanya’nın 82 milyon
nüfusuna karşılık 79 bin öğrenci, İspanyanın 42 milyon nüfusuna karşılık
36,000 öğrenci, Türkiye’nin ise
72 milyon nüfusuna karşılık 32,985 öğrencisinin olduğu görülmektedir ki, bu
da mevcut kontenjanların yetersizliğini gözler önüne sermektedir.
Ülkemizde 1986-2006 yılları arasıdaki tıp fakülteleri öğretim üyesi ile
öğrenci sayısını karşılaştıracak olursak, 1986 yılında 1875 olan öğretim
üyesi sayısının, 2006’da 9020 ye ulaştığı, öğrenci sayısının ise 1986’da
5231’den 4.697’ye düştüğü görülmektedir. Öğretim üyesinin düzenli artışına
karşı, öğrenci sayısı azaltılmıştır, bu da gerçekten çok manidardır. Mevcut
doktor, öğretim üyesi ve öğrenci sayısı dikkate alındığında tıp
fakültelerinin öğrenci kapasitesi süratle artırılmalıdır.
Önümüzdeki dönemde, ülkemizin genç nüfus gerçeğini, yaşlı nüfusun arttığı
Avrupa ve ABD ile karşılaştıracak olursak, Batının ebe, hemşire, sağlık
memuru vb. her türlü teknik elamanı ihtiyacını biz karşılayabiliriz. Genç
kızlarımıza sağlık alanında, erkeklerimize de inşaat, makine, elektrik gibi
teknik alanlarda formasyon kazandırabiliriz. Yurt dışına vasıfsız işçi
yerine, pek ala her alanda yetişmiş teknik elaman gönderebiliriz. Avrupa ve
Amerika’ da lise mezunlarının %40-60’ı üniversite okuma imkanı bulurken,
ülkemizde bu %10’dur, süratle üniversite kontenjanlarını artırmalıyız.
Amerika, eğitimden yılda 80 milyar dolar ülkesine gelir elde etmekteyken,
Türk öğrenciler yabancı ülkelere eğitim amaçlı gitmekte ve bir çok
zorluklarla karşılaşmaktadır. Ayrıca ciddi anlamda döviz kaybına da sebep
olmaktadırlar. Yapılması gereken, üniversitelerimizin kontenjanlarını sadece
yerli öğrencilere değil yabancı uyruklu öğrencilere de açmak ve vakıf
üniversitelerini teşvik edip onları da paralı yabancı uyruklu öğrenci
almaları hususunda teşvik etmektir. Bizim de kendi gençlerimizi eğitmek ve
dünyadaki eğitim öğretim pastasından Bulgaristan ve Macaristan kadar pay
almamız lazımdır. Gençlerin yetişmeleri için sürekli projeler üreterek,
onları geleceğe hazırlamalı, dünya ile rekabet edecek donanımı onlara
kazandırmalıyız.
Sonuçlar:
1-Gençlik, Türkiye’nin en önemli umudu ve nüfusunun da yarısını oluşturan
bir gelecek sigortasıdır.
2- Nüfusunun yarısının 28 yaşın altında olduğu bir ülkede, maalesef
üniversite eğitimi alma oranı genç nüfusa paralel ve orantılı değildir.
3-Bu kadar genç bir nüfusa sahip bir ülkede, sırf tıp fakülteleri açısından
yaptığımız grafiksel karşılaştırmalarda görülmektedir ki, Türkiye, genç
nüfusuna uygun planlamalar yapamadığı için yeterli tıp fakülteleri açamamış,
açtıklarının da kontenjanlarını artıramadığı için, ülkemizde hekim sayısı
nüfusa göre Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalmıştır.
4- Ülkemizde, acilen hem nüfus gerçeklerimize uygun, hem de Avrupa
standartlarını yakalayabilecek şekilde yeni tıp fakülteleri açılmalı,
açılmış olanlara da ilave kontenjanlar verilerek hem yeni istihdam, hem de,
daha güzel sağlık hizmeti yolu açılmalıdır.
Üniversitelerimizin
optisyenlik eğitimlerini geliştirmelerine paralel olarak mevcut
gözlükçülerin eğitimlerinin güncel hale getirilmesi, halkımızın koruyucu
görme sağlığı alanında daha sağlıklı hizmet almasını sağlayacaktır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO)
açıklamalarına göre dünyada yaşayan 45 milyon görme engellinin yaklaşık 1
milyonu ülkemizde yaşamaktadır.Bundan başka 135 milyon kişi de çok az veya
hiç görememektedir. Bu sayı ülkemizde yaklaşık 5 milyon civarındadır.
Yasaların yeniden düzenlenmesi yapılarak OPTOMETRİ EĞİTİMİ nin önü bir an
önce açılmalıdır.Türkiyenin artık şu andan itibaren Optisyen ihtiyacı
değil,OPTOMETRİST ihtiyacı vardır.
Saygılarımızla.
Optisyeninsesi

Haber Tarihi : 21.02.2009
 |
|